27 Mayıs 2015 Çarşamba

Psikososyal Gelişim Evreleri İlgili Dönemde Çözümlenemezse Ne Olur?

Psikososyal gelişim, kapsamlı değişim alanlarından olan kişilik değişimi, benlik yapısını, doğru ve yanlışa ilişkin sağduyu gelişimini, sosyal ve duygusal değişim ilkelerini ve zamanlanmasını içerir.

Erik Erikson, psikososyal gelişim kuramını sekiz kritik dönemde toplamıştır. Her dönemde de atlatılması gereken bir kriz, bir çatışma bulunmaktadır.
Sağlıklı bir kişilik kazanmak için gelişim evrelerinin başarılı bir şekilde atlatılması, kendinden sonraki evre için olumlu temel oluşturur. Eğer bir evredeki kriz tam olarak çözümlenemez ise birey, o döneme takılıp kalır. Yaşamının daha sonraki dönemlerinde de bu kriz çözümleninceye kadar sorun yaratır. Örneğin bebeklik çağı krizi olan güvensizlik, ergenlik çağı krizi olan kimlik karmaşası yetişkinlik dönemlerinde gözlenebilir.

ERİKSON’A GÖRE PSİKOSOSYAL GELİŞİM EVRELERİ

0-1 yaş temel güvene karşı güvensizlik
Bu dönem 0-1 yaşı kapsar. Bebekler, çevrelerindeki dünyaya güvenebilecekleri ya da güvenemeyeceklerine ilişkin temel duygular edinirler. Bir yaşına kadar çocuğun ihtiyaçlarının doyurulması, büyük ölçüde anneye bağlıdır. Annenin çocuğun ihtiyaçlarını giderirken onu sevmesi, okşaması, sıcaklığını hissettirmesi, ilgilenmesi, çocukta güven duygusunun temellerini oluşturmaktadır. Annesinin kendisini sevdiğinden emin olan çocuk, annesine, çevresindeki dünyaya güvenir, kendini sevilmeye değer bulur. Annesi tarafından reddedilen, soğuk davranılan, ihtiyaçları yerinde ve zamanında karşılanmayan çocuk, kendisine ve çevresindeki dünyaya karşı güvensiz olur. Bu güvensizlik, ileride olumlu bir şekilde çözümleninceye kadar, tüm gelişim dönemleri boyunca devam eder.

2-3 yaş özerkliğe karşı kuşku ve utanç

Bu dönem on ikinci aydan itibaren üç yaşına kadar sürer. Genellikle çocuklar bu dönemde yürürler, başkalarıyla iletişim kurabilecek kadar konuşurlar. Çocuklar kendi çevrelerini kontrol etmek, güçlerini göstermek isterler. Yapabilecekleri ve yapamayacakları konusunda ana baba ve çevrelerindeki kişileri test ederler. Önceki dönemde temel güven duygusunu kazanmış çocuklar için, bu dönemde esnek ve çevresini özgürce keşfedebileceği ortamlar sağlanmalıdır. Çocuğun kendi kendine yemek yemesi, eşyalarını toplaması, giyinmesi, soyunması, giysilerini seçmesi, karşılaştığı bazı problemleri çözmesi desteklenmelidir. Bu yönde desteklenen çocukların bağımsızlık duygularının temelleri atılmış olur. Buna karşılık sürekli olarak sınırlandırılan, aşırı derecede korunan, çok sıkı kontrol edilen çocuklarda kendi yeteneklerinden şüphelenme, kendinden utanma duyguları oluşabilir.

3-6 yaş girişimciliğe karşı suçluluk

Bu dönem üç yaşından altı yaşına kadar sürer. Çocuğun motor ve dil gelişimi düzeyi, onun çevresini daha fazla araştırmasına, daha fazla girişken olmasına olanak verir. Çocukta hareketliliğin artmasıyla, problem oluşturan davranışları da artar. Çocukta girişkenlik duygusunun gelişebilmesi için, değişik yaşantılarla çocuğun kendisini keşfetmesine imkân sağlanmalıdır. Çok sık azarlanan ve engellenen çocukta suçluluk duygusu gelişmektedir. Girişkenliği cezalandırılan çocuk, gerek bu dönemde gerekse yaşamın gelecek dönemlerinde yaptıklarının yanlış olduğunu düşünüp suçluluk duyabilir. Çocuğun yapması ve yapmaması gerekenler konusunda bir denge kurularak girişkenlikleri desteklenmelidir. Çocukların çabaları desteklendiğinde, çalışma ve başarılı olma davranışları gelişir. Aksi takdirde sürekli olarak yaptıkları eleştirilen, desteklenmeyen, beğenilmeyen çocuklar, yaptıklarının değersizliğine inanarak aşağılık duygusu geliştirilebilir.
Örnek olay: İlkokul çağlarında bir çocuğa öğretmeni ”Sen sakın matematikle ilgili bir alan seçme, başarılı olamazsın.” der. Daha sonra tüm derslerden başarılı olan bu çocuk matematikte bir türlü başarılı olamaz, ilkokul öğretmeninin söyledikleri onu engeller. Lisede matematik dersinin öğretmeni, öğrencileri yüreklendirir ve herkesin matematiği öğrenebileceğini, başarılı olabileceğini söyler. Bu çocuk cesaretlenir ve matematikte başarılı olur. Bugün bu çocuk Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden mezun bir inşaat mühendisidir.

7- 11 yaş çalışma ve başarılı olmaya karşı aşağılık duygusu
Çocuk bu dönemde tek başına bir şey yapamayacağını sezerek başkalarıyla iş birliği kurmaktan ve birlikte çalışmaktan haz almaya başlamıştır. Çocuk, artık ortaya çıkardığı ürünlerle başkaları tarafından tanınmak ister. Başarılarından gurur duyma ve zevk alma duygusu gelişmiştir. Bu dönemin tehlikesi çocukta aşağılık duygusu ve yetersizliğin gelişmesidir.

12- 18 yaş ergenlik dönemi kimliğe karşı kimlik bocalaması
Bu dönem 12- 18 yaşları kapsar. Ben kimim?” sorusu çok önemli bir hale gelir. Ergen ana- babasından çok, akran gruplarından etkilenir. Öğretmen ve ana- babalar, ergene yetişkin gibi davranmalı; onunla sevgi ve saygı temeline dayalı bir dostluk kurmalıdır. Erikson’a göre bu dönemde ergen, başarılı bir şekilde kimlik çözerse, kendisine güvenen, kendinden emin bir kişi olarak yaşamını sürdürebilir.
ve başarılı olur. Aksi takdirde yaşamın gelecek dönemlerinde de bu kriz çözümleninceye kadar sürecektir. Örneğin; ne yapmak istediğine karar veremeyen, bir işten diğerine atlayıp bocalayan, çocuk gibi davranan yetişkinler, henüz kimlik kazanma krizini çözümleyememiş kişilerdir.

İlk yetişkinlik dönemi yakınlığa karşı uzaklık
Bu dönem, 18- 26 yaşı kapsar. Ergenlik döneminde kimliğine kavuşan kişi, artık kimliğini kaybetme korkusuna kapılmaksızın başkalarıyla dostluklar kurabilir, karşı cinsten ilişkilerde arkadaşlık ve sevgi ağırlık taşır. Bu dönemi sağlıklı atlatan kişi güvenli bir şekilde sevgiyi verme ve alma gücüne sahip olur. Başkalarıyla dostluk ilişkisi kurmada güçlük çeken genç psikolojik bir yalnızlığa sürüklenebilir.

Yetişkinlik dönemi üreticiliğe karşı durgunluk
Bu dönem, orta yetişkinlik yıllarını kapsar. Daha önceki dönemlerini başarılı olarak atlatmışsa; birey üretken, verimli ve yaratıcıdır. Bunlardan yoksun olan bireyler, bir işe yaramama duygusuna kapılabilir ve durgunluk dönemine girebilirler. Çevreye kayıtsız kalıp mutsuz olabilirler.

Olgunluk dönem benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk
Bu dönem ileri yetişkinlikteki yaşları kapsar. Birey bu dönemde ya önceki yedi evrenin birikimi sonucu benliğini tam olarak bulmuş, güvenli, mutlu, topluma etkin uyum sağlayabilen, aranan, sevilen ve sayılan kimsedir. Ya da umutsuz, uyumsuz, hırçın, aksi bir insan görünümündedir.
Erikson insanlar tarafından izlenilebilen sağlıklı olan bireyin ardışık belirlenmelerinden oluşan bir gelişim süreci yaşayacağı görüşünü belirtmiştir. Bu evrelerde kişi, temel ve yeterli kişilik gelişimini kazanır veya belli krizlerle gelişimi engellenir.

Erikson, psikososyal kuramının evrelerini gelişim krizleri olarak adlandırır. Buna göre her bir kriz dönemi gelişim için fırsatlar oluşturur. Her bir krizin başarılı çözümlenmesi, kişinin toplumun sağlıklı bir üyesi olmasını sağlar. Ayrıca bu krizler potansiyel gelişim risklerini de beraberinde taşır. Belli kritik dönemlerdeki krizler çözümlenmezse kişi, gelişimsel olarak bir sonraki evreye eksik olarak geçiş yapar. Bu nedenle bir evredeki krizin başarıyla çözümlenememesi bir sonraki gelişim evresini olumsuz olarak etkiler.
Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre insan, yaşamı boyunca sekiz gelişim döneminden geçmektedir. Erikson yaptığı araştırmalar ve gözlemler sonucu insan yaşamının tümünü kapsayan sekiz gelişim krizi belirlenmiştir. Bu nedenle Erikson’un kuramı yaşam boyu bir kuram olarak değerlendirilir. Bireyin herhangi bir gelişim dönemindeki amaçlarını gerçekleştirebilmesi için, o dönemde karşılaşmış olduğu çatışmaların ya da karmaşaların çözümlenmesi ile benliğe yeni bir özellik katılmaktadır. Bir dönemdeki karmaşalarla baş etmedeki başarısızlık daha sonraki dönemlerde telafi edilebilir.Uygun çevresel koşullar sağlanıldığında yaşanılan başarısızlıkların kişilik gelişimi üzerindeki, kötü izleri silinebilir.


Kaynak: Can, G. (2000) "Çocuk Gelişimi Kuramları, Çocuk Gelişimi ve Psikolojisi 1, Eskişehir AÖF Yayınları
Doç Dr. Durmuş Kılıç (2015) Çocuk Gelişimi Sosyal Gelişim Atatürk Üniversitesi AÖF Yayınları